High Tech Port savunma sanayine yeni pazarlar açacak

High Tech Port savunma sanayine yeni pazarlar açacak

Geleneksel savunma fuarlarından farklılaşarak, bir gösteri alanı olmasının yanında iş geliştirme platformu olan High Tech Port by MÜSİAD’ın üçüncüsü, Cumhurbaşkanı’nın himaye ve katılımıyla,  9-12 Kasım 2016 tarihlerinde İstanbul CNR Expo’da düzenlenecek. Türk savunma ve havacılık sanayisine uluslararası iş geliştirme fırsatı ve hedef pazarlara uluslararası rekabet avantajları sunacak olan fuar öncesi MÜSİAD High Tech Port Genel Koordinatörü Hakan Kurt, Defence and Technology sorularını yanıtladı.

High Tech Port by Müsiad projesinin ortaya çıkış sürecini okuyucularımızla paylaşır mısınız?

2004 yılı Türkiye için savunma sanayi alanında çok kritik bir yıldı. Cumhurbaşkanımız o dönem Başbakandı. Başbakanımızın liderliğinde 2004 yılında toplanan Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında modern tank,taarruz taktik keşif helikopteri ve insansız hava araçları projelerinin mevcut ihaleleri iptal edildi. Bu toplantıda Türkiye kendi bilgi altyapısıyla kendi projelerini hayata geçirmek için düğmeye bastı.

O dönemlerde Türkiye bir çok kritik teknolojiyi yurtdışından ithal ederdi. Geçen 10-12 yıllık süreçte Türkiye, kendi taarruz helikopterini, savaş gemilerini, tankını ve şuan Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde de görev yapan, üç ayrı firma tarafından geliştirilen insansız hava araçları gibi projeleri gerçekleştirdi.

Savunma sanayi dünyanın tüm ülkelerinde şu şekilde gelişir:

  1. Kamusal anlamda siyaset mekanizmasının, yani hükümetlerin bunun arkasında durması ve desteklemesi lazım.
  2. Fonlaması gerekiyor.Türkiye’de zaten dışarı aktarılan bir fon vardı. Bu fonu içeriye çevirip siyasi iradeyi bu işin arkasına koyduk. High Tech Port by Müsiad projesinin çıkış noktası aslında tam bu noktadır. Türkiye artık geldiği nokta itibariyle sadece kendi yani Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine destek vermekten ziyade dost, kardeş ve müttefik ülkelerde de kendi ürettiği ürünleri paylaşabilecek ve pazarını arttırabilecek bir konumda. Bu sebeple High Tech Port projesi ortaya çıktı. Projemizin temel amacı, Türk Savunma Sanayi ürünlerinin yurtiçinde ve yurtdışında pazar payını genişletmek.

Türkiye ve Katar son dönemde savunma sanayi alanında hızlı bir ilerleme kaydetti. Türk firmalarının geliştirdiği ürünler Katar ordusunda başarıyla görev yapıyor. “Büyük güç: Türkiye ve Katar’ın ortak geleceği” sloganıyla düzenlenen fuarda 500 milyon dolarlık iş görüşmesi gerçekleştirilmişti.

Şuan Katar’la ilişkiler hangi aşamada ve Katar’ın yanı sıra bölge ülkeleriyle (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri) ilgili hedefler nelerdir?

High Tech Port by Müsiad projesinin ikincisini Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Tani’nin himayelerinde Katar’da gerçekleştirdik. Bu konuda bize çok yardımcı oldular.

Katar, 1971 yılında bağımsızlığını kazanmış çok genç, dinamik, zengin ve küçük bir ülke. Nüfusu az, 250-300 bin Katarlı var. Toplam nüfus 1.5-2 milyona yakın olmasına rağmen nüfusun geri kalan kısmını diğer ülke vatandaşları oluşturmakta. Geldiğimiz noktada şuan Türkiye ve Katar’ın mevcut projelerden daha fazlasını gerçekleştirmesi lazım. High Tech Port’ta bunun için Katar’da düzenlendi. Özellikle havacılık alanında Türk Hava Yolları Teknik ile Katar Airways arasında işbirliği süreci devam ediyor.  Orada çok ciddi bir pazar bekliyoruz. Çünkü THY Teknik’in sahip olduğu bilgi altyapısı Katar Airways’in ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde. Özellikle Türk Savunma Sanayi’nin Katar’da kalıcı olması lazım. Kalıcı olmayı sağlayacak unsurları üretmesi lazım.

Bu noktada Katarlılardan ziyade bize görev düşüyor . Türkiye’nin Katar’da kurduğu askeri üs vasıtasıyla Katar’la ortak kaderin getirdiği kazanımları yaşamak için biz orada kalıcı olmak zorundayız. Şu an bahsettiğimiz rakamlar küçük rakamlar. Türkiye ile Katar hem sahip oldukları potansiyel itibariyle hem de ortak kader çizgisi ve inançları itibariyle yüksek teknoloji ürünlerini birlikte geliştirmeyi, üretmeyi ve dünyaya pazarlamayı yapabilecek bir platform oluşturmaları lazım. Yoksa sadece Türkiye için Katar’a ürün satmak kazanım değildir. Katarlıların da beklentileri bu yönde. Biz Katar’ı sadece pazar olarak görmüyoruz, stratejik bir partner olarak görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin Katar için bu büyük altyapıyı hazırlaması gerekiyor.

Katar’ın dışında Suudi Arabistan Türk firmaları için iyi bir fırsat. Kral Abdullah’tan sonra Kral Salman’ın Türkiye’ye olan yakın ilgisi ve iki ülke arasındaki ilişkilerin artarak gelişmesi ,Türk Savunma Sanayi’nin aktif olarak kullanması gereken bir süreçtir. Suudi Arabistan’da uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletleri’nin ağırlığı var. Savunma sanayi için biraz zaman lazım. Türkiye için çok önemli bir pazar.

Suudi Arabistan belki dünyada Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’den  sonra gelen büyük bir silah ithalatçısı. Yılda 70-80 milyar dolar silah alımlarına harcama yapıyor. Biz ülke olarak yılda 13 milyar dolar civarında harcama yapıyoruz. Tabi bu harcamaların içinde sadece silah alımı yok. Askerin maaşları ve diğer tüm ihtiyaçlar bu parayla karşılanıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri ile diplomatik ilişkilerin seviyesi önemli. İki ülke arasındaki ilişkiler düzene girdikten sonra savunma sanayi alanındaki ilişkilerinde gelişeceğini umuyorum.

Öncelikle Türk Savunma Sanayi’nin pazarlarına bakmak lazım. Körfez önemli bir pazar, bunun yanında güneydoğu  Asya, güney Amerika ve Türk Cumhuriyetleri de Türkiye için diğer önemli pazarlar ve bu hususta firmalarımız gerekli çalışmaları yapıyorlar.

Katar’ın dışında hangi ülkelerde High Tech Port Fuarının yapılması planlanıyor?

Bu yıl High Tech Port Fuarını İstanbul’da yapacağız. Önümüzdeki sene ise Pakistan yada Tunus’ta gerçekleştireceğiz.

Kasım ayında üçüncüsü düzenlenecek olan High Tech Port Fuarı hakkında neler söyleyebilirsiniz? Fuara kaç ülkeden delegasyon katılacak?

Firmalarımızın fuardan olabildiğince yararlanmaları lazım. 30’u aşkın ülkeden delegasyon katılımı gerçekleşecek. Fuara dost-kardeş, müttefik ve pazar olan ülkeler katılacak. Türkiye için olabildiği kadar delegasyon sayısını üst seviyede tutmaya çalışıyoruz. Tabi Türkiye’de gelişen süreçler de bunu zorluyor. Takdir edersiniz ki ülkemize yaşattıkları bu hainlikler Türkiyemizin imajını yurtdışında sarstı ama şükürler olsun Cerablus çıkarmasından sonra bu imajı tekrar geri kazandık.

Ben yurt dışında çok seyahat eden biri olarak şunu söyleyebilirim; Cerablus çıkarmasından sonra Türkiye’nin imajı tekrar tazelenmiştir. Dolayısıyla inanıyorum ki, 30’u aşkın ülkeden katılım sağlanacaktır. Firmalarımızın iş gelişimini arttıracak, işlerini arttıracak, ülkemize katma değer, dostlarımıza güç kuvvet verecek bir fuar yapmak istiyoruz.

Türkiye’nin havacılık sektöründe önemli bir merkez olması adına ilk kez Euroasia Air Show havacılık fuarı gerçekleştirilecek. Fuarla ilgili çalışmalarınız hangi aşamada? Fuarın Türk havacılığına ne gibi katkıları olacak? Kaç milyar dolarlık iş hacminin oluşturulması bekleniyor?

Türkiye ,havacılık sektöründe 80 yıllık geçmişi olan ve havacılık sanayi tarihine geçmiş bir ülke. Boeing ise 100 yıllık bir geçmişe sahip yani havacılıkta Amerikalılardan çok da yeni değiliz.

Türkiye’nin şuan Türkiye’den uçuş yapan beş tane uluslararası (THY, Pegasus, Atlas, Onurair ve Sunexpress) , bir tane de yurt içi uçuş yapan (Borajet) toplam 6 tane havayolu şirketi var. Bu çok ciddi bir rakam. Türkiye havalimanlarını yılda 182 milyon yolcu ziyaret ediyor. Beşyüzün üzerinde uçak ticari anlamda havada. Bu çok iyi bir pazar demek. Bir ülkenin gelişmişlik standartlarını göstermek için de çok iyi bir görüntü. THY tabi bu işi sırtlayan gurur duyduğumuz bir marka. Her yıl Avrupa’nın en iyi havayolu ödülünü alıyor. Biz şöyle bakıyoruz. Euroasia Air Show’u neden Türkiye’ye kazandırıyoruz. Bu çok kritik bir durum. Havacılık sanayinde ne kadar yükselirseniz sizin teknolojiniz o kadar ilerde ve ülkeye o kadar katma değer ürün üretiyorsunuz demektir. Türkiye’de böyle bir bilgi alt yapısı varken 80-90 yıllık baskılamayla oluşturulan endüstrinin engellenmesini biz firmalarımızı şampiyonlar ligine çıkararak aştırmak istiyoruz. Dünya devlerini bu fuarda ağırlayacağız. Temel amacımız Türkiye’nin ilk etapta özellikle Airbus ve Boeing’e tedarik konusunda yüzlerce firmayı ortaya çıkarması. Bu Türkiye’nin sahip olduğu bir yetenek. Küçük, orta, büyük ölçekli 400 bin sanayici var Türkiye’de. Ülkenin dinamosunu ayakta tutmak için bu 400 bin sanayici ciddi bir rakam. Bunun yanı sıra nihai hedefimiz “TRJET Projesi”nden sonra Türkiye’nin kendi yetenekleriyle kendi küçük, orta ve büyük gövdeli uçaklarını yapıp uçurması. Euroasia Air Show olarak nihai hedefimiz Türkiye’nin ticari anlamda kendi uçağını tasarlayıp üretmesi. Türkiye sanayi anlamında bu güce, bu altyapıya ve bu geçmişe sahip.

İngiliz Farnborough International Limited şirketi ile bir anlaşma yapılmıştı. Önümüzdeki dönemde yeni anlaşmalar olacak mı?

Şuan bu konuda bir şey diyemiyorum ama çok yoğun bir ilgi edindik dünyadan, Amerikalı, İsrailli, İtalyan, Fransız, Kanadalı ve Hollandalılar  fuarımıza katılmak için şuanda ön taleplerini bizlere ilettiler.

Müsiad işbirliğiyle ve ESOA ev sahipliğinde düzenlenecek olan Global Satshow Fuarı ülkemize ne gibi kazanımları olacak?

Şuan bizim elimizdeki en stratejik ürünümüz Globalsat Show. Dünyada sadece ABD’ de yapılan Satellite show fuarı var. Onun dışında dünyanın geri kalanında da en güçlü etkinliği yapmaktayız. Satellite Operators şirketinin Ceosunu ve ayrıca dünyanın en büyük 8 şirketinin ceosunu burada ağırlıyoruz. Onları ağırlamaktan da büyük gurur duyuyoruz. Böyle bir dönemde Türkiye’ye kazandırılmış çok önemli bir etkinlik bu. Temel amacımız dünya uydu piyasalarının Türkiye’de konuşlu olması. Bunu sağladığımızda fuarın başarılı olduğuna inanacağız. Elliyi aşkın ülkeden 10 bini aşkın profesyonel katılımcı ziyaret edecek fuarımızı. Global sat Show’un bizim uydu piyasamıza en büyük katkısı da ticari uydular ve gözetleme uyduları olmak üzere ikiye ayrılır. Ticari uydular internet yayıncılık gibi alanlara hizmet veriyor. Gözetleme uyduları istihbarat ,coğrafi bilgi sistemlerinde hizmet veriyor. Ticari kısmını Türksat yönetiyor ve Türksat sipariş ediyor. 4A ve 4B uyduları bitti ve geçen yıl 4B’ de teslim alındı. I.Global Satelite Show’da açılışını yapmıştık. Şuan %25 yerli katkı oranına sahip olan 5A ve 5B’nin ihalesi var. 6A’nın yüzde yüz yerli yapılması hedefleniyor.

Coğrafi tarafta da, yerli katkısı olan Göktürk 2 uydusu şuan havada. Göktürk 1 yapıldı, teslim edildi, fırlatılmayı bekliyor ve Göktürk 3 uydusu yine Türkiye’nin tamamen yerli teknoloji ve kaynaklarla üreteceği bir uydu olacak. Türkiye uydu piyasasının her anlamda  güçlü olduğu bir ülke çünkü çok kullanıcıya sahibiz. 80 milyonun içinde 27 milyon televizyon kullanıcısı var. Her evde ve her okulda internet var. Türkiye’nin internetsiz okulu yok. Bu anlamda Satelite Show’un Türkiye’nin hem operatör hem de uydu üretiminde hem de uydu servislerinde dünyada lider bir ülke olması için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Temel amacımız da bu etkinlik sayesinde uydu piyasalarının Türkiye’de düzenlenmesi. Bu bir süre sonra katkı veren firma sayımızı ,pazara olan ilgiyi arttıracak, bizim yeteneklerimizi daha üst seviyelere çıkaracaktır.

Kaynak: www.defenceandtechnology.com
Google+ Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.