Mehmetçik El Bab’da “Yanlışlıkla” mı Vuruldu?

Mehmetçik El Bab’da “Yanlışlıkla” mı Vuruldu?

Geçtiğimiz perşembe günü Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında Türk askerlerinin bulunduğu bir bina, Rusya’ya ait bir savaş uçağı tarafından IŞİD’e yönelik hava harekâtı esnasında “kazaen” vuruldu ve üç askerimiz şehit oldu. Kamuoyunda infiale sebep olan hadise ile ilgili Türkiye ve Rusya tarafından kafaları karıştıran birçok açıklama yapıldı. Gerçekten Türk askeri yanlışlıkla mı vuruldu? Rasim Anıl Kunt, Defence and Technology için bu konuyu kaleme aldı.

9 Şubat’ta akşam saatlerinde TSK’nın açıklamasıyla El Bab’da harekat icra eden TSK unsurlarının Rusya Federasyonu tarafından kazaen vurulduğunu, 3 TSK personelinin şehit olduğunu ve 11’inin ise yaralandığını öğrendik.

TSK resmi internet sitesinden yaptığı açıklamayla 09 Şubat 2017 tarihinde saat 08:40 sularında, Rusya Federasyonuna ait bir savaş uçağı tarafından DEAŞ hedeflerine icra edilen hava harekatı esnasında, TSK unsurlarının olduğu bir binanın kazaen vurulduğunu belirtti.

Ayrıca Rusya Federasyonu yetkililerinin, söz konusu olayın bir kaza olduğunu ifade ederek üzüntülerini ve taziye dileklerini ilettiği, olayla ilgili inceleme ve çalışmaların iki tarafça sürdürüldüğü belirtildi.

TSK’nın açıklamasından kısa bir süre önce Rusya Devlet Başkanı Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telefonla görüştüğü basına yansımış fakat görüşmenin detayları henüz açıklanmamıştı. İlerleyen dakikalarda görüşmede Vladimir Putin’in El Bab’da Türk askerlerinin hayatını kaybetmesine neden olan trajik olayın ardından başsağlığı dilediği ve terör örgütlerine karşı yapılan operasyonlar sırasında askeri hatta koordinasyonun geliştirilmesi konusunda anlaşıldığı belirtildi.

“Türk Askerlerinin Orada Bulunmaması Gerekiyordu”

El Bab’daki elim olaydan bir gün sonra açıklamalarda bulunan  Putin’in Basın Danışmanı Dmitri Peskov “Maalesef, durum ortada. Askerlerimiz teröristlere karşı düzenledikleri operasyon sırasında Türk partnerlerimizin bize verdikleri koordinatlara göre hareket ediyorlardı. Bu koordinatlar içerisinde Türk askerlerinin bulunmaması gerekiyordu. Bu yüzden böyle kazai bir olay meydana geldi” ifadelerini kullandı.

Peskov’un bu ifadelerinin kamuoyunda yanlış bir algıya sebep olabileceği düşünülerek TSK tarafından şu açıklama paylaşıldı:

“Suriye’de icra edilen harekât kapsamında birliklerin birbirlerine zarar vermesinin önlenmesi maksadıyla; iki ülke arasında 12 Ocak 2017 tarihinde imzalanan ve yaklaşık olarak bir aydır yürürlükte olan mutabakat doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından harekâta ilişkin bilgiler Rus muhataplarla düzenli ve karşılıklı olarak paylaşılmaktadır.

09 Şubat 2017 tarihinde uçakla vurulan unsurlarımız takriben 10 günden beri aynı noktada bulunmaktadır. Son olarak 8 Şubat 2017 tarihinde Rusya Federasyonu birliklerinin kontrolünde bulunan bölgeden, dost unsurların bulunduğu noktaya bir roket atılması üzerine, unsurlarımızın bulunduğu noktanın koordinatları son olarak aynı gün akşam saat 23.11’de Humeymim’de bulunan Harekât Merkezindeki sorumlu personele tekrar iletilmiştir. Aynı saatlerde Ankara’daki Rus Silahlı Kuvvetleri Ataşesi, Genelkurmay Başkanlığı karargâhına davet edilerek unsurların bulunduğu noktaların daha önce de verilen koordinatları bir kez daha elden kendisine verilmiştir.”

Analiz ve Değerlendirmeler

Öncelikle bu olay ve devamında okuyacaklarınız Suriye meselesinin bulunduğu karmaşıklık, koca devletlerin bile içinden çıkamadığı siyasi ve askeri kompleks yapısının bir tezahürü olduğunu görmek çok da zor olmasa gerek. Yukarıdaki haritada gördüğünüz üzere Suriye’deki menfaatleri, amaçları ve destekçileri çok farklı olan silahlı grupların ve devletlerin operasyonel kesişim noktası El Bab. Merkezinde DEAŞ, güneyinde Esad rejimi ve bilfiil destekçileri, kuzeyinde onlarca farklı alt cepheden oluşan Özgür Suriye Ordusu ve Türk Silahlı Kuvvetleri, az ötede YPG havada Rusya, Esad Rejimi ve Türk Hava Kuvvetleri ve ABD başta olmak üzere arada merhaba diyen Koalisyon Güçleri.

El Bab’ın güneybatısında bulunan TSK unsurlarının Rusya Federasyonu tarafından “kazaen” vurulduğu günün ilerleyen saatlerinde Özgür Suriye Ordusu, rejim ve beraberindeki İran yanlısı milislerle sınırların birbirine girdiği Ebul Zindeyn ile Göz köylerine yakın bir bölgede sıcak çatışmaya girdi. Çatışmanın nedeni taraflar arasında kalan DEAŞ bölgesine iki tarafın da ilerlemek istemesiydi. Belki de birbirinden habersiz olarak bu karşıt unsurlar, harekat bölgesinin kompleks yapısının doğurduğu riskle çatışmaya girmiş oldu. Çatışmalarda 2 rejim askeri öldü, rejime ait 1 BMP zırhlı muharebe aracı ÖSO tarafından ele geçirildi.

Her ne kadar DEAŞ ortak düşman olsa da El Bab çevresinde konuşlu unsurlar arasındaki (ÖSO – Suriye Rejimi) çatışma riski, bir türlü sağlanamayan ve ihlallerle delinen ateşkes sürecinde her daim gözükmekte. Söz konusu silahlı unsurların Rusya, İran ve Türkiye mekanizmasıyla kontrolde olduğunu düşünsek dahi sahaya tam yansıtılabileceği konusu soru işareti. Vuku bulan kaza hadiseyle birlikte Türkiye ve Rusya arasında dahi yeterli koordinasyonun olmadığı veya bir koordinasyon olsa dahi bunun tam zamanlı olmadığı, her saat değişkenlik gösteren güncel kaos ortamının göz ardı edilerek karşılıklı bilgilendirmeden ibaret olduğu, bu bilginin de sahadaki unsurlara iletilmediği sonucu çıkmakta.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre 12 Ocak 2017 tarihinde imzalanan mutabakat doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından harekâta ilişkin bilgiler Rus muhataplarla düzenli ve karşılıklı olarak paylaşılmakta. TSK’nın açıklamalarına göre meydana gelen son elim kazaya neden olan sebepler arasında Rusya ile Türkiye arasındaki “bilgilendirmeme” sorununun olmadığını göstermekte.  Bununla birlikte karşılıklı paylaşımın ne sıklıkla ve hangi araçlarla nerelere yapıldığı son derece önem arz eden bir konu.

8 Şubat’ta Rusya Federasyonu birliklerinin kontrolündeki bölgeden, dost unsurların bulunduğu (kazaen gerçekleştirilen bombardıman bölgesine) bölgeye roket atışı yapılıyor ve 10 gündür orada bulunan TSK unsurlarının bulunduğu koordinatlar aynı gün 23.11’de Humeymim’de bulunan Harekât Merkezine tekraren iletiliyor, bununla da kalınmayıp Genelkurmay Başkanlığı karargâhına davet edilen Rus Silahlı Kuvvetleri Ataşesine elden iletiliyor. Ne yazık ki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu girişimleri sonuçsuz kalıyor ve ertesi gün Rus Federasyonu Hava Kuvvetleri tarafından yapılan hava harekâtında 3 askerimiz şehit olurken 11’i de yaralanıyor.

Bombanın dost unsurları vurması, taraflar arasında hava harekatında hedeflenecek yerlerin koordinatlarının paylaşılmadığını ve bu anlamda koordinasyonun yetersiz olduğunu gösteriyor. Kaza özelinde şu soruları sorabiliriz:

Kazaen bombardımanı gerçekleştiren uçak hangi üsten hangi görev emriyle kalktı?

Söz konusu hava harekâtının kapsamı neydi? (Başka uçaklar da farklı yerleri vurdu mu?)

Vurulacak hedefler hangi aşamada nasıl belirlendi?

Bu sorulara cevap bulabileceğimiz herhangi bir açıklama şuan yok. Yarın da olmayabilir zira yine Fırat Kalkanı Harekatı’nda 24 Kasım’da Suriye rejim güçlerine ait olduğu değerlendirilen L-39 Albatros tipi uçak tarafından vurulan TSK unsurları 4 şehit vermişti. Bu saldırıyı kimin yaptığı ve detayları henüz açıklığa kavuşmuş değil. Yetkililerden yapılan son açıklama ise Milli Savunma Bakanının “Uçağın Şam rejimine ait olduğunu biliyoruz, ama orada bulunan İHA’nın kime ait olduğu konusunu araştırıyoruz” ifadeleri.

Dost Unsurlar Arasında İletişim ve Birlikte Çalışılabilirlik

Günümüzde modern ordular tarafından komuta edilen harekatlar, operasyon sahasında yer alan askeri unsurlardan başlayarak işletim, taktik ve stratejik seviyelerde komuta kontrol fonksiyonlarıyla yürütülmekte, birlikler arasındaki güvenli haberleşme ve bilgi paylaşımı entegre muhabere sistemleriyle sağlanıp taktik sahanın müşterek resmi oluşturulmaktadır. Oluşan müşterek resim, taktik sahadaki unsurların durumsal farkındalığını arttırmakla beraber komuta kontrol faaliyetlerinin güvenle yürütülebilmesine ve hızlı karar alma mekanizmasına katkı sunmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, NATO müttefikleri ile gerçekleştirdiği ortak tatbikat ve operasyonları NATO mimarisiyle uyumlu muhabere ve komuta kontrol altyapısına sahip unsurlarıyla icra edebilmektedir. Taktik seviyede dahi son derece öneme haiz birlikte çalışılabilirliğin farklı mimariye sahip komuta kontrol ve haberleşme sistemleri kullanan başka bir orduyla sürdürülebilmesi, ateş destek, manevra kontrol, istihbarat/elektronik harp, hava savunma ve lojistik destek gibi komuta kontrol fonksiyonlarının icrasında sıkıntılar oluşturabileceği, birlikler arasında hızlıca gerçekleştirilmesi gereken veri paylaşımının aksayabileceği göz ardı edilmemelidir.

Kaynak: www.defenceandtechnology.com
Google+ Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.