CTech savunma, havacılık ve uzay alanlarında yeni dönemin kapılarını açıyor

CTech savunma, havacılık ve uzay alanlarında yeni dönemin kapılarını açıyor

CTech Kurumsal İletişim Koordinatörü Yılmazhan Turan ve Genel Müdür Dr. Cüneyd Fırat ile savunma, güvenlik, telekomünikasyon, havacılık ve uzay alanlarında sahip olduğu teknolojik bilgi birikimi ile ortaya çıkan ürünlerin son durumlarının yanı sıra firmanın hedef ve beklentilerini ele aldık.

 Muhammet METİN/defenceandtechnology.com

“CTech, ülkemizin savunma, güvenlik ve bununla bağlantılı teknoloji alanlarında yerli özgün ürünler geliştirmek amacıyla 2005 yılında kuruldu. Kuruluşumuzdan buyana ülkemizin ihtiyaçlarının dışa bağımlılığını en aza indirecek şekilde karşılanması konusunda çok önemli mesafeler kat ettik. Örneğin güvenli uydu haberleşme sistemlerinin geliştirilmesi yönünde çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda teknolojisine dünyada yalnızca bir kaç ülkenin sahip olduğu frekans atlamalı uydu haberleşme modemini geliştirdik. Bunun dışında modelleme ve simülasyon alanında da çalışmalarımız var. Öte yandan yayıncılık ve telekomünikasyon sektöründe kullanılan bazı ürün ve çözümleri de geliştirdik. Amacımız kamu kuruluşlarının ihtiyaçlarını yerli teknoloji ürünleriyle karşılamak.”

Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda CTech nasıl bir yol izleyecek? Uzun vadedeki hedefleriniz nelerdir? Genel bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Biz CTech olarak ana platform üreticisi olmayı hedeflemiyoruz. Alt sistem düzeyine yoğunlaşıyoruz. Büyük programlarda alt yüklenicilik yapma ve sorumluluk alma yetkinliğine sahibiz. Ancak Savunma Sanayi Müsteşarlığının uygun gördüğü, davet ettiği bazı orta ve küçük çaplı entegrasyon projelerinde de ana yüklenicilik rolünde yer alıyoruz. Örneğin DETTA ve Müşterek Resim gibi projelerde ana yüklenici adayı olarak davet aldık ve teklifler verdik.

2023 hedefleri ülkemiz için stratejik boyuta sahip. Bugün gelinen aşamada 2023 hedeflerimizi yakalamamız zor gözükse de bu hedeflerin önemli bir katma değeri var; zira bizlere yüksek bir çıta belirliyor ve o çıtaya ulaşma gayreti beraberinde güzel sonuçlar getiriyor. Türkiye’nin savunma alanında şu andaki önemli odaklarından bir tanesi alt sistemlerin yerli olarak geliştirilmesi üzerinde. CTech olarak bizim de en önemli odağımız özgün ve katmadeğerli alt sistemleri ülkemize kazandırmaktır. Bu konuda özellikle KOBİ’lerin önünü açmak gerekiyor. Sağlıklı bir endüstri yapısında iyi bir takım oyunu oynamak çok önemli. Ana platform üreticisi ve büyük entegratör firmalarımızın da enerjilerini ve odaklarını çok daha büyük ölçekli sistemlerin ve programların yükleniciliğine ve orkestrasyonunda vermeleri kuşkusuz çok daha verimli olacaktır.

Yüksek teknolojiye sahip ürünlerin ortaya çıkması ve rafa koyulmaya hazır hale gelmesi sabır gerektiren uzun bir sürece yayılmaktadır. Aynı zamanda iyi bir mühendislik (analiz, tasarım, geliştirme, test), üretim ve destek altyapısını gerektirmektedir. Dolayısı ile yapacağınız ürün ve alt sistem çalışmaları için iyi düşünülmüş ve irdelenmiş yol haritalarına da ihtiyaç var. Örneğin biz halihazırda uydu alt sistemleri geliştirmekteyiz. Geliştirdiğimiz bir ürünün uzayda denenmesi için senelerce beklemek zorundayız. Zira ülkemizin kendi tasarladığı ve ürünlerinizi deneyebileceğiniz uyduların sayısı kısıtlı. Bu nedenlerle orta ölçekli bir firma olarak da bizim ve bizim gibi olan diğer firmaların bunu devlet desteği ve koordinasyonu olmadan yapması çok kolay değil.

Hava araçlarının uydu haberleşmesi ihtiyacını karşılamak üzere CTech tarafından geliştirilen ve ilk kez IDEF 17 fuarında sergilenen “Hava Uydu Terminali” çalışmaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Hava Uydu Terminali (Airborne SATCOM) ile ilgili çalışmalarımıza 2012’nin sonlarından itibaren başladık. Genelde haberleşme teknolojisi ve özelde ise uydu haberleşmesi (SATCOM) konusu CTech’in çekirdek alanlarından bir tanesi. Bu birikimlerimiz ve ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda hava platformlarına dönük olarak uydu terminalleri geliştirmeyi kendimize stratejik bir hedef olarak koyduk. Ürünleşmeyi hedefledik ve buna amaçla müsteşarlığa ve ilgili diğer kurumlara gittik, amaçlarımızı ve çalışmalarımızı anlattık. Yaklaşık 8 ay süren bu temaslarımız ve yapılan değerlendirmelerden sonra TAI ile Anka-S programı altında Ku-Bant Hava Uydu Terminali geliştirilmesi amacıyla bir Teknoloji Kazanım Yükümlülüğü projesini imzaladık. Bu proje kapsamında Anka-S’e yerleştirilebilecek bir uydu terminalini tasarlıyoruz. Bu ürünün stratejik hedeflerimiz arasında yer alması motivasyonu ile TKY bütçesinde maliyetlerimizin altındaki bir bütçeyi kabul ettik. Çünkü biz bu çalışmaya bir proje olarak değil stratejik ürünleşme çalışması olarak bakıyoruz.

Proje kapsamında Modemi özgün olarak kendimiz tasarladık. Ancak proje bütçesinin kısıtlı olması nedeniyle testlerimizi hazır bir anten ile yapacağız. Bununla birlikte biz kendi yatırımımız ile özgün bir anten tasarımı da yaptık. Şu anda ulaştığımız terminalin hem anten hem de modemi kendi özgün tasarımımız. Şu anda da yeni bir Anka paketinin alımı söz konusu. Yerli bir SATCOM çözümü için ihale yapıldı ve biz de bu ihaleye davet aldık, şu anda o ihalenin sonuçlanmasını bekliyoruz. Bunun haricinde başka bir işe daha başlamak üzereyiz. Yakın zamanda onunla ilgili sözleşmeyi de imzalayacağız. İnşallah böylelikle hava araçları konusunda CTech daha da derinleşecek ve çeşitlenecek. Ekibimiz bu konuda gerekli alt yapıyı oluşturdu ve problemlere çözüm üreterek her geçen gün CTech’i daha ileri bir noktaya taşıyor.

Önümüzdeki yıllarda portföyümüze yeni ürün çeşitleri de ekleyerek bu alandaki öncülüğümüzü sürdürmeyi hedefliyoruz inşallah. Başta TAI olmak üzere bununla ilgili platform üreticileriyle de çözüm ortaklığı yapmak istiyoruz.

CTech’in TSK ihtiyaçları kapsamında üzerinde çalıştığı İnsansız Hava Araçlarının kontrol ve iletişimini sağlayan Ufuk Hattı Haberleşme Terminali / LOS sistemi hangi aşamada?

LoS projesinde ilk örnek ürünümüzü çıkardık ve testlerini de yaptık. Ürünümüzün markası Ufuk-C. Ufuk-C, 250 km’de 10 mega bit hızı gördü. Testlerimiz uygun hava koşullarında bu menzilin 350+ km’lere kadar uzayabileceğini göstermektedir.

Ülkemizin önde gelen İHA üreticileri ile test ve entegrasyon faaliyetleri başarıyla sürdürülüyor ve askeri standartlara uygun bir terminal ortaya koyduk. İnşallah yakın zamanda CTech’in Ufuk-C serisi LoS terminallerini ülkemizin İHA’larında uçarken göreceğiz.

Yayıncılık sektöründe de çalışmalarını yürüten CTech’in en dikkat çeken ürünleri arasında MODEO ürün ailesi yer alıyor. Bu ürünle ilgili takipçilerimizi bilgilendirir misiniz?

MODEO, donanımı ve yazılımı CTech tarafından geliştirilmiş, mobil bir elektronik haber – video toplama ve iletim sistemidir. Biz bu ürün üzerinde çalışmaya başladığımızda ülkemizde bu seviyede yerli bir ürün yoktu. Şuan bu alanda ABD, Fransa ve İsrail menşeli ürünler ile ulusal ve uluslararası pazarda rekabet ediyoruz. Bu ürünü yine kendi yatırımımız  ile özgün olarak 4 yılda geliştirdik ve patentini de aldık. MODEO artık bir dünya markası oldu. Yurtdışında bayilerimiz var ve dünyanın birçok bölgesine satışını yapıyoruz. Sistem, verici ve alıcı olmak üzere iki temel parçadan oluşuyor. Verici bünyesinde 6 adet 3G/4G modemi barındırıyor. Ayrıca WIFI ve ETHERNET üzerinden de haberleşme kabiliyetine sahip son derece gelişmiş donanım ve yazılım teknolojilerine sahip bir cihazdır.

Cihazın en büyük özelliği 6 adete kadar takılan 3G/4G hatlarını birleştirerek yüksek kalitede ve güvenilir video göndermek için gerekli bant genişliğini sağlaması ve bunu korumasıdır. Bu ürünün yayıncılık sektörüne sağladığı en büyük avantaj ise pahalı, komplike ve hantal DSNG ve DENG altyapılarını, uydu linklerini canlı yayın yapmak için tek çözüm olmaktan çıkararak bu tarz ihtiyaçlarda tercih edilebilir uygun bir alternatif sunmasıdır.

Bununla birlikte öndegelen kullanıcı portföyümüz arasında güvenlik kuvvetleri ve uygulamaları yer almaktadır. MODEO’nun güvenlik güçlerine sağladığı mobil canlı görüntü aktarma imkanı ve kullanışlılığı operasyonların çok daha etkin yürütülmesine katkı sağlamaktadır.

Türkiye’nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A konsorsiyumunda yer alan CTech, uydunun Telemetri sisteminin üretiminden sorumludur. Sistemin geliştirme çalışmaları ile ilgili son durum hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Telemetri bizim TÜRKSAT 6A uydusu için geliştirdiğimiz bir alt sistem. Ancak geliştirdiğimiz ürün ve kabiliyet ülkemizin müteakip yerli uydularında da kullanılacak inşallah. Bununla birlikte buradaki kabiliyetimizi diğer alanlara da yansıtmak istiyoruz. Bu konuyla ilgili bir takım çalışmalarımız var, görüşmeler yapıyoruz. Böylece telemetri alanındaki kabiliyetimizi diğer savunma sistemlerinde de uygulayacağız. TÜRKSAT 6A ile birlikte CTech uzay kalifiye mühendislik yapma yetkinliğini de kazanıyor. Yakın bir zamanda TÜRKSAT 5A/5B ihalesi sonuçlandı ve bu ihaleyi Airbus firması aldı. TÜRKSAT 5B’de de yerli katkı öngörülüyor. CTech olarak bizden de teklif istendi. Teklifimizi verdik. Henüz sonuçlanmadı ama bu konuda devletimiz herhangi bir karar değişikliği yapmazsa büyük ihtimalle 5B uydusunda bizim geliştirdiğimiz parçalar da uzaya çıkabilir.

Bu bizim için yaptığımız çalışmaların uzayda denenmesi açısından önemli, çünkü muhtemeldir ki 5B, 6A’dan biraz daha önce uzaya çıkabilir. Hem de Türkiye’nin şu anda mevcut yeni iki uydu alımında yer almış olmak, proje yönetimi, program yönetimi açısından bizim uzay konusundaki yetkinliğimizi de geliştirmemize yol açacak. Dolayısıyla uydu ve uzay kalifiye mühendislik yetkinliğini kazanmak ileriki uydu ve uzay projelerinde CTech için önemli fırsatlar doğuracaktır. Türkiye yerli uydu ve uzay teknolojisinde önemli adımlar atıyor ve CTech’ de bu sahnenin kayda değer bir oyuncusu oldu. Şu anda uzaya uygun alt sistem tasarlayan dört kuruluştan bir tanesiyiz ve tek Kobi’yiz. Planlanan bazı yeni uydu projeleri var, bunlarda da CTech’in  yer alması söz konusu olacak inşallah.

CTech’in Ar-ge faaliyetleri ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

CTech sadece savunma havacılık ve uzay alanında değil aynı zamanda telekom ve yayıncılık alanında; ayrıca siber güvenlik konularında da faaliyet gösteriyor. Önümüzdeki süreçte özellikle Telekom alanı üzerinde fazlaca duracağız. Bu bağlamda bir süredir ülkemizin Telekom operatörleriyle yoğun görüşmelerimiz var. 60 gHz ve 80 gHz ile çalışan Türkiye’nin ilk özgün tasarımı radyo linkini ürettik. Şu anda operatörler bunu denemek istiyorlar. Muhtemelen 2018’de envantere girecek.

Radyolink ve network gibi üst yapı şimdiye kadar hep yurtdışından temin ediliyordu. Ancak devlet artık bunu dönüştürmek istiyor. Yerlileşme noktasında koyulan bir %50 hedefi var, fakat şu anda o hedeften çok uzak bir durum söz konusu. Uzak olmasının sebebi de Türkiye’de bunun için operatörlere sunulacak bir çözüm olmaması. Bu noktada odak projesi ve bizim gibi bir kaç tane bu durumdan kendine vazife çıkarıp yatırım yapan firma var.

Ancak bizler için de bu pazarda her biri uluslararası marka olan büyüklerle rekabet etmek çok kolay değil; zira pazar yerel, rekabet küresel. Sonuna kadar zorlayacağız. Güzel ürünler ortaya çıkarıyoruz, bunlar satıldıkça karşılığını almış olacağız. Daha fazla yatırım yapacağız, daha da derinleşeceğiz, daha iyi ürünler çıkaracağız. Eğer bu döngü böyle sürerse daha çok kökleşmiş, dünyaya adımını daha fazla atmış, gözü ihracatta olan bir yapı ortaya çıkacaktır.

CTech ile TAI arasında Türk Savunma Sanayiinin gelişimi adına stratejik bir imza atıldı. TAI %49 oranı ile CTech’in hissedarları arasına katıldı. Süreci ele alırsak bu birleşme fikri nasıl ortaya çıktı? Gerçekleşen bu birleşme CTech’de ne gibi değişiklilere ortam hazırlayacak ve çalışmalarına nasıl bir ivme kazandıracak? Bu konu hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

CTech 13. yılının içinde. İnşallah daha uzun yıllar hep birlikte nasip olur. Firmamız tecrübesi, teknik ve idari altyapısı, ürün ve çözümleri,  kalite sistemi ve referansları ile dikkat çeken kaydadeğer bir noktaya geldi çok şükür. Son bir kaç yıldır yatırımcılar kapımızı çalmaya başlamıştı. Ancak bizim yatırımcılarda aradığımız en önemli özellik CTech’e katacağı stratejik değerdi. Bu bakış açısıyla stratejik bir yatırımcı olarak TAI’nin bu niyetini oldukça pozitif karşıladık ve tabii ki çok memnun olduk. Biz TAI ile ilk kurulduğumuz yıllardan bu yana çalışıyoruz. Bu ortaklıktan her iki tarafın da beklentisi işbirliğini ve sinerjiyi arttırarak öncelikle ülkemize daha fazla değer katmak ve dünya çapında ürün ve sistemlere birlikte imza atmak. TAI’nin CTech’e ortak olmasının üzerinden henüz iki ay geçti. Bu birlikteliğin verimini ve meyvelerini ilerleyen zamanlarda hepbirlikte göreceğiz inşallah.

Ctech ve TAI güçlerini birleştiriyor-ctech

Ülkemizin havacılık ve uzay alanında ana platform tasarım ve üreticisi olan TAI’den bizim alacağımız çok boyutlu ve önemli katkılar var. Biz de CTech olarak mevcut birikimlerimiz ile TAI’nin bugünkü ve ileride geliştireceği hava ve uzay plaformlarına önemli katkılarda bulunmaya hazırız. İşte bu birlikteliğin ana esası ve ruhu bu! Bununla birlikte aslında TAI’nin bu stratejik adımı ülkemizin savunma endüstirisi için de önemli bir öncülük ve altı çizilmesi gereken, model olmaya namzet, örnek bir uygulama. Çünkü birinci seviye alt yüklenici adayı bizim gibi firmaların ana platform/sistem üreticileri ile daha yakın bir işbirliği modelini oluşturmaları ülkemizin bundan sonraki çıtaları aşması için çok kritik. Bu nedenle TAI’ye bu vizyon ve yaklaşımı için hem teşekkür ediyorum hem de bu modelin diğer ana platform ve sistem üreticilerine de örnek olmasını diliyorum.

Bu bağlamda TAI ortaklığındaki CTech mevcut çalışmalarına her zamanki gibi devam edecek ancak hepbirlikte TAI’nin platformlarındaki alt sistemlerde CTech’in imzasını da daha fazla göreceğiz inşallah.

Son olarak takipçilerimize neler söylemek istersiniz?

Teknoloji geliştirmek uzun ince bir yol. Türkiye’nin bugünkü ekonomik koşullarında bu tarz katma değeri yüksek ürünleri ortaya çıkarmak için idealist ve sabırlı olmak gerekiyor. Bizim gibi firmaların geliştirdiği yerli ürünler ilk önce ülkemizde değer bulup ondan sonra uluslararası pazara açılma şansı bulacaktır. Dünyada rekabet halinde olan bu ürünlerin ülkemizde daha da olgunlaşması noktasında kamunun alımları çok önemli. Bünyesinde on binlerce kişiyi barındıran uluslararası dev firmalarla mücadele etmemiz için firmalarımızın bir güce erişmesi gerekiyor. Bunun yolu da yerli ürünlerin, başta kamu olmak üzere sivil alanlarda tercih edilmesinden geçiyor.

Öte yandan ülkemizin savunma, havacılık ve uzay alanında gelmiş olduğu aşama ve dinamizm çok kayda değer ve hepimiz bundan çok gurur duyuyoruz. Gelinen aşamada önemli bir beklentimiz ise çıtayı daha yukarılara çekmek adına ülkemizin bu alanlardaki yeni projelerinin çok daha hızlı bir şekilde hayata geçmesidir. Hızlanma konusunda karar vericilerin daha fazla odaklanmasını bekliyoruz. Bunlar tabii ki çok boyutlu konular. Ayrıca bu sektörlerde hep birlikte yenilenmiş ve daha uzun soluklu yaklaşımlara ihtiyacımız var. Türkiye’nin yapmak isteyip de yavaş ilerlediğimiz hâlbuki daha iyi bir planlama ile daha etkin yol alabileceğimiz başlıklar var. Ürün odaklı yol arkadaşlığı ve çözüm ortaklığı kapsamında ve KOBİ’lerin biraz daha vurgulandığı sağlıklı bir endüstri yapılanmasında ana platform/sistem üreticilerinin bir altındaki birinci seviye alt yüklenicilerin ortalama çalışan sayısının 500’ün üzerinde olması gerekiyordu. Ancak şu anda bu durumdan uzaktayız. Ya da tersinden düşünelim; eğer endüstrimizi daha sağlıklı bir yapıya getireceksek firmalarımızı bu seviyeye çekmemiz, bunun mekanizmalarını oluşturmamız lazım. İşte bu nedenle yaklaşımlarımızda ve endüstrileşme modelimizde kontrollü bir güncellemeye ihtiyacımız var.

Kaynak: www.defenceandtechnology.com
Google+ Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.