Haluk Bayraktar: İHA teknolojisi Türkiye için fırsattır

Haluk Bayraktar: İHA teknolojisi Türkiye için fırsattır

Spread the love

Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, “Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlarla mücadelede en önemli etken kendi milli ve bağımsız teknolojisini geliştirmektir” dedi.

Muhammet METİN/defenceandtechnology.com

Baykar Makina Genel Müdürü ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Bayraktar İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı liderliğinde yürütülen Havacılık-Uzay Farkındalık ve Bilgi Merkezi (HUFBM) Projesi kapsamında İkitelli bölgesindeki sanayicilerle bir araya geldi.

Uçaklar ve Havacılık Türk Milleti’nin yitik sevdasıdır
Haluk Bayraktar yaptığı konuşmada, Dünyada havacılığın 1900’lü yıllarda gelişme göstermeye başladığını, Osmanlı dönemi, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemindeki havacılıkla ilgili gelişmeleri aktaran Bayraktar, “Dünya’da uçaklar ile ilk bombalı saldırı Trablsgarp savaşında Osmanlı ordusuna karşı yapıldı. 1. Dünya savaşı esnasında sözde müttefiğimiz olan Almanya en iyi uçakları kendine daha alt seviye olanları Türk pilotların kullanımına açtı. Sevr antlaşmasıyla tüm uçakların motor ve aksamları ile Türkiye’de imal, ihraç ve ithali yasaklanmaya çalışıldı. Sonrasında Kurtuluş savaşında ülkemiz imkânsızlıklar içerisinde millet kendi cebinden topladığı bağışlarla uçak alınmasına çalışıldı. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Şakir Zümre, Nuri Kıllıgil gibi serbest müteşebbislerimiz varını yoğunu ülke savunması için seferber etti ancak bu süreç Amerikan Marshall yardımları ile kesintiye uğratıldı. O günün risk alan yatırım yapan milli müteşebbileri yerine yurtdışından distribütörlük acentacılık yapan iş adamlarının önü açıldı. Bu hataları fark etmemiz 1964 yılında Johnson mektubu ile başladı. ABD Türkiye’ye ‘Marshall Yardımı ile sana verdiğim silahları, uçakları Kıbrıs’ta kullanamazsın’ diyerek Johnson Mektubu’nu kullandı ve sonuç olarak Türkiye, ABD’den ambargo yedi. Ardından Türkiye o dönemde kendi savunma firmalarını kurdu. Türkiye’de montaj seviyesinde tesisler kuruldu. Ancak 2000’li yılların sonrasında bunun da yeterli olmayacağı ve ancak milli ve özgün üretim modeli ile bağımsız bir şekilde ihtiyaçlarımızın karşılanabileceği iş modelleri uygulanmaya başlandı.”

Uçak yapmak gövdesini yapıp monte etmek değil
Bayraktar, 2004 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığının hazır alım ihalelerini iptal ederek milli ve özgün üretim sürecini başlatma kararını alması ve bu kararı şartnamelerine de yansıtmasının önemli olduğunu vurguladı.
“Biz firma olarak Topkapı’da bir atölyede 5 kişi başladık. Daha sonra 2008-2017 yılları arasında İkitelli’de devam ettik. Çok büyük mücadeleler, çok büyük bürokratik engellemeler yaşadık, projelerimiz yıllarca geciktirildi ama bütün bunlara rağmen 2004 yılında gösterilen o iradeyle bunların üstesinden geldik. Bürokrasi bizi yıldırmamalı, hedeflerimizin gerçekleşmesi için ne varsa ortaya koymalıyız.
Türkiye’nin savaş uçağı gibi büyük bir hedefi var. Bu hedefin gerçekleşmesi için İkitelli bölgesindeki KOBİ seviyesindeki sanayicilerimizin de büyük bir seferberlik yapması lazım. Uçak yapmak gövdesini yapıp monte etmek değil, uçağın gövdesinden daha katma değerli olan şeyler içindeki alt ana sistemler, mekanizmalar, elektronik ve yazılım modülleri.


Türkiye şu an içinde yer aldığı dönemde özellikle Savunma Sanayi Müsteşarlığı yürüttüğü faaliyetlerde artık yeni ana platform projelerinden ziyade teknolojik derinlik kazandıracak alt ana sistemlerin geliştirilmesine odaklanmış durumda. Bu nedenle Havacılık-Uzay Farkındalık ve Bilgi Merkezi (HUFBM)’nin başlatmış olduğu hamle gerçekten çok önemli. İkitelli’de çok değerli sanayicilerimiz var ve inanmak, gayret etmek ve azmetmek yeterli bu iş için. Tüm bürokratik engellemelere rağmen biz bu hedefi koyup ilerlemek durumundayız. Bu bizim bağımsızlık mücadelemiz, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan çıkmasının tek çaresi kendi milli ve bağımsız teknolojisini geliştirmekten geçiyor.”

İHA teknolojisi Türkiye için bir fırsattır
Haluk Bayraktar 90’lı yıllardan sonra havacılıkta çok önemli bir paradigma değişiminin yaşanmakta olduğunu belirterek, “Bugün artık bir uçağın içerisinden insan alıp onun yerine bilgisayar koymak suretiyle çok daha etkili, tehlikeli, uzun süreli görevleri yapabilir hale geliyorsunuz. Havacılıkta bir değişim paradigması yaşanıyor. Biz o dönemde kobi ölçeğinde bir aile firması olarak ‘Türkiye’nin havacılıkta bir birikimi var ve eğer bu ülke tekrar havacılığı yakalayacaksa bu ancak insansız hava aracı teknolojisinde derinleşme ve odaklanma ile olur’ dedik. İnsansız Hava Araçlarını geliştirme maliyetleri bir yandan, hem en son teknoloji hem havacılıkta paradigma dönüşü hem de bizim gibi ülkeler için bir fırsat. Biz 15 yıl önce de bu iddia ile yola çıktık. Bu teknoloji Türkiye için bir fırsattır. Türkiye bildiğiniz konvansiyonel hava araçlarından ziyade tamamen bu alana odaklanmalı ve yatırım yapmalıdır. Aynı otomotivdeki gibi, Türkiye için rota pistonlu araba yapmak mıdır? Yoksa elektrikli araç yapmak mıdır? Bunun cevabı ne kadar açıksa havacılıkta da insansız hava araçları konusu o kadar açık bir konudur.” dedi.

Türkiye Bayraktar İHA ile dünyada 6 ülke arasına girdi
Bayraktar, “Artık günümüzde asimetrik harp ortamlarında insansız hava araçları adeta askerimizin gözü ve kulağı niteliğini taşıyor. İnsansız hava araçları olmaksızın operasyonlar yapılmıyor. Milli ve özgün geliştirdiğimiz insansız hava araçları, özellikle ‘Bayraktar Taktik Blok 2’, bu anlamda terörle mücadelede, sınır içi ve dışı operasyonlarda çok büyük katkılar sunmaktadır. Geliştirdiğimiz bu teknolojilerle, özellikle son geliştirdiğimiz ‘Bayraktar Taktik Blok 2’ insansız hava aracı ile insansız hava aracı platformundan milli füze ile bunları bağımsız şekilde geliştirip uygulayabilen dünyada 6 ülke arasına girmiş bulunmaktayız. En önemli husus yüzde yüz milli ve özgün tasarım olması. Biz bu hava aracını İkitelli Organize Sanayi’de tasarlarken herhangi bir yurtdışı firmadan hiçbir destek veya danışmanlık almadık. Herhangi bir ihracat kısıtlaması yok. Yüksek tempoda çalışan genç mühendis ve teknisyen ekibimizle en temel kritik bileşenlerden en detay bileşene kadar birçok sistem geliştirildi. %93 gibi yurtiçi katma değer oranı yakalandı. Yurtdışından tedarik edilen sistemler de sivil alanda kullanıldığından rafta hazır ürünler. Bu noktada herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Türk savunma sanayinde yerlilik oranı %50-%60 civarındayken bu oran Bayraktar İHA’da %93 ile rekor seviyede ve Türkiye havacılık rekorlarına imza atmış bir uçak. Bayraktar İHA havada 24 saat kalabiliyor ve 100 kiloya yakın faydalı yük taşıyabiliyor. Bu örnek hepimizin önünde demek ki oluyormuş yeterki durumdan vazife çıkaralım”

Kaynak: www.defenceandtechnology.com
Google+ Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.